VEHHABİLİK NE DEMEKTİR?

Last modified date

VEHHABİLİK NE DEMEKTİR?
Vehhabilik mezhebinin kurucusu 1699 doğumlu Muhammed bin Abdülvahhab’dır. Kendisi Hanbeli mezhebindendi. Hayranı olduğu ibni Teymiyye’nin yanlış görüşlerini alarak daha da yanlış hale getirdi. Müteşabih yani manası kapalı olan ayetleri ve hadisleri ifade ettikleri manalardan soyutlayarak göründüğü şekilde anladı ve öyle kabul etti. Açıklamaya karşı olarak benimsedikleri ayet ve hadislerin işaret ettiği manalar ile kabul eden ve çoğunluğu oluşturan Müslümanları kafir kabul etti. Hem akla hem kalbe hitap eden İslam’ı sadece ve düz mantıkla düşünen bir anlayışa mahkum etti. Peşinden gelenler kendilerini Muvahhid olarak isimlendirdiler. Muvahhid tevhid inancına sahip olan tek ilah olarak Allah’ı kabul eden şirke düşmeyen demektir. Aslında böyle yaparak bizim gibi düşünmeyen herkes kafirdir demiş oldular. Böyle oluncada kendileri gibi düşünmeyen Allah’a inanan namaz kılıp oruç tutan Müslümanları öldürmeyi meşru gördüler. Vehhabiler kendilerini Hanbeliliğe izafe etselerde Ahmed bin Hanbel’in mezhebi ile aralarında çok fark vardır. Kendilerine örnek olarak ibni Teymiyyeyi aldıklarını söyleselerde yanlış görüş açısından onu da geçmiş duruma geldiler. Vehhabilik denildiğinde ilk aklan gelen isim ibni Teymmiye olsada aslında tarih boyunca ortaya çıkmış birçok farklı görüşten etkilenip hepsini birleştirmişlerdir. Bu görüşler özellikle Allah’a cisim ve yer isnat eden fikir sahiplerine aittir.
Vehhabiliği benimseyen ve yayılması için çalışan Suudi Arabistan devletinin bu mezheb ile bağını İngilizler kurmuştur. İngilizler Osmanlıya karşı bir güç olarak koymak, İslam topraklarını parçalamak için Deriye emiri olan Muhammed bin Suud’u seçtiler. Ona Osmanlının hilafet gücünü kullanarak Müslümanları yönettiğini bunu kırmak içinde Osmanlıların itikatlerinin yanlış olduğunu Müslümanlara yayması gerektiğine ikna ettiler. Muhammed bin Suud bunun üzerine Muhammed bin Abdülvahhab’ı destekledi. Ehli Sünnet inancında olan ve Müslümanları bu çatı altında toplayan Osmanlı karşısında sadece farklı olup muhalefet etmek için şia inancını benimseyen İran Safevi devletiyle aynı yolu tuttu. Osmanlının takip ettiği ehli sünnet inancının islam dışı olduğunu gerçek imanın Vehhabilikle olduğunu savundu. Bugün İran’ın mezhebinin şia olmasının tek nedeni Osmanlının ehli sünnet olmasıdır. Kendilerini Osmanlıdan farklı göstermek Müslümanlara Osmanlının inancı yanlış bizimki doğru diyebilmek içindir. Aynı şekilde Sudi Arabistan devletinin de mezhebinin vehhabilik olmasının tek nedeni Osmanlının ehli sünnet olmasıdır. Osmanlı kafir müslüman değil gerçek Müslüman biziz diyerek Müslümanları kendi taraflarına çekebilmek için sadece siyasi bir tavır olarak vehhabiliği benimsemişlerdir.
Vehhabiliği yanlış inançlarından bazıları şunlardır. Amel imanın parçası olduğu için bir farzı tembellikten terk eden kafir olur. Ölüler için türbe yapmak, mezarlık ziyaret etmek, ölülere sevabını bağışlamak için sadaka vermek kuran okumak haramdır.Şefaat, keramet, tevessül yoktur. Allah arşa uturmuş, yanında da Peygamberimiz utursun diye yer bırakmıştır. Duyduğunuzda şaşıracağınız bu konularda kendileriyle aynı inançta olmayanları kafir saydıkları için canları ve mallarını helal kabul ederler.

İbrahim Zeren