RİSALEİ KUDSİYYE 1. BAB 1. BEYİT

Last modified date

Sığındım zatı Hakk’a gel gidelim. – Hemen seyri ilallah gel idelim.
Yüce dergâhına yüzler sürelim. – Garibiz kimsemiz yoktur diyelim.
Bu varlıktan geçip hakka gidelim. – Aziz seyri ilallah gel idelim.
001 Sığındım zatı Hakk’a gel gidelim.
Mutlak gerçek, tartışmasız hakikat, şüphesiz doğru, gerçeğin, doğrunun, adaletin tayin edicisi, uygulayıcısı, koruyucusu olan Hakk Tealaya yüce Allah’a sığındım. O yaratan olduğu için yarattıklarının konumunu belirleme hakkına yegâne sahip olandır. Biz ona itaatkâr kulları olarak itaatimizi gösterelim. Onu Hakk bilip ona yönelelim. Onun yarattığı mülkte hak iddiasında bulunan asilerden, hüküm verme hakkının onda olduğunu bilmeyen gafillerden olmayalım. Allah’ın zatına sığınalım, ona gidelim, ona kulluk edelim. Allah’a gidersek Allah bizi korur. Sığındım zatı Hakk’a gel gidelim. Allah’a sığınalım, Allah bizi koruduktan sonra kimse bize zarar veremez. Kur’ân-ı Kerim’de Araf suresi 200. Ayette şöyle buyrulur. ‘’Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.’’
002 Hemen seyri ilallah gel idelim.
Seyr hareket edip yola gitmek demektir. Seyri ilallah Allah’a gitmek anlamına gelir. Tasavvufta tarikata intisap eden derviş manevi bir yolculuğa talip olur. Bu yolculuğa seyri süluk denir. Mürid bir mürşidin terbiyesine girer onun gözetiminde manevi bir yolculuğa çıkar. Bu durumdaki kişiye yolcu anlamına gelen salik denir. Seyr manevi yürüyüştür. Bir ilimde ilerlemek, düşük ilimlerden yüksek ilimlere ulaşmaktır. Seyri ilallah Allah’a doğru manen yürümek, Allah’ın sıfatlarının nurlarına ilmi ve manevi olarak erişme çabası ile Allah’ı görür gibi olma makamıdır. Hemen seyri ilallah gel idelim. Hemen Allah’ı görür gibi olacak ilmi ve manevi çalışmaya başlayalım. Kur’ân-ı Kerim’de Enam suresi 162. Ayette şöyle buyrulur. ‘’De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.’’
003 Yüce dergâhına yüzler sürelim.
Yüce büyük ulu yüksek demektir. Dergâh kapı, eşik, kapı yeri, sığınılacak yer, tekke, tarikat mensuplarının ikâmet ve ibadet ettikleri yer demektir. Allah mekândan münezzehtir. Yüce dergâhına yüzler sürelim ona yönelip dua edelim. Onun karşısında acziyetimizi izhar edip onun yardımına muhtaç olduğumuzu açığa vuralım demektir. İster rahatta ister zorda olalım fark etmeksizin diz çöküp manen onun dergâhı önünde olduğumuzu düşünerek ona el açıp yardım istemeliyiz. Allah bizden bunu istiyor. Kur’ân-ı Kerim’de Furkan suresi 77. Ayette şöyle buyrulur. ‘’(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?’’
004 Garibiz kimsemiz yoktur diyelim.
Garib; yalnız, kimsesiz, zavallı, gurbette olan, memleketinden ailesinden uzakta olan demektir. Bizler her ne kadar görünüşte kendi yurdumuzda ailemizin yanında olsak da aslında asıl vatanımızdan ve ailemizden uzaktayız. Çünkü babamız âdemin asıl vatanı cennetti oradan dünyaya sürgün geldi. Bizim asıl yurdumuz cennettir. Burada ailemizin yanında olsak da geçici bir vakit içindir. Ailemizle sonsuza kadar olacağımız yer cennettir. Kimsemiz yoktur diyelim. Biz fark etmesek de bu gerçek olandır. Dünyada ne kadar kalabalık ailemiz, arkadaşlarımız olsa da öldükten sonra kabirde ve sonrasında mahşerde bize faydası olmaz. Bizi ne kadar sevseler de oralarda kimsesiz bırakırlar. Onlar bize sadece dünyada ve güçleri, imkânları yettiğince sahip çıkarlar. Oysa Allah bize hem dünyada hem kabirde, hem mahşerde sahip çıkar. Kur’ân-ı Kerim’de Fatiha suresi 5. Ayette şöyle buyrulur. ‘’(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.’’
005 Bu varlıktan geçip hakka gidelim.
İnsan için varlık denilince hayatı, ailesi, sevdikleri, malı, mülkü, sahip olduğu her şey kastedilir. Varlık çoğunlukla maddi şeyler için kullanılır. Zengin birisi için çok varlıklı denir. Oysa aynı kişi ölecek olsa artık var denilmez. Hayatı yoksa dünya üzerinde kendi varlığı olmadığı için dünya üzerinde bıraktığı varlıklarında önemi olmaz. Onun için bir toplantıda bulunan kişiler için kimler var denir. Varlık kendimiz dahil bizi dünyaya bağlayan her şeydir. Müslüman’ın hedefi tüm bu varlıkların bir perde olduğunu bilip Allah’a, Allah’ın rızasına kavuşma arzusu olmalıdır. Fena fillah tasavvufta seyri süluk yolculuğunun bir merhalesidir. Kişi nefsi ile mücadele eder, şeytan ile mücadele eder, kötü huylarını yanlış hareketlerini terk eder. Bu çabanın sonucunda öyle bir makama gelir ki artık Allah’ın rızasına uygun sıfatlara sahip olur. Her hareketi, her işi, her düşüncesi, her sözü Allah’ın rızasına uygundur. Varlık diye bildiği her şeyin, varlık diye sahip olduğu her şeyin geçici olduğunu idrak eder. Her şeyin fani olduğunu, her şeyin yok olacağını, yeğane varlık sahibinin Allah olduğunu bilir. Allah’ta fani olur. Kur’ân-ı Kerim’de Rahman suresi 26 ve 27. Ayetlerinde şöyle buyrulur. ‘’Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.’’
006 Aziz seyri ilallah gel idelim.
Sevgili, saygı değer, şerefli kardeşim gel Allah’a yolculuk edelim. Kalbimizi varlığı mümkün olan tüm varlıkların bilgisinden vacibül vücud olan, varlığı zorunlu olan, var olmaması düşünülemeyen Allah’a yönelelim. Kalbimizde ondan başka ne varsa boşaltıp sadece onun bilgisi ile dolduralım. Kur’ân-ı Kerim’de Zariyat suresi 50. Ayette şöyle buyrulur. ‘’O halde Allah’a koşun.’’
ibrahim zeren

İbrahim Zeren